Free website counter
Bugun...


BEYHAN ERDAL

facebook-paylas
SEN PİZZA DEĞİLSİN
Tarih: 28-11-2020 15:14:00 Güncelleme: 28-11-2020 15:14:00


HERKESİ MUTLU EDEMEZSİN

İnsanlık var olduğundan beri, atalarımız bizlere pek çok öğütler bıraktılar. Kimi resimle, kimi mimariyle, kimisi sözle, kitaplarıyla vs bizlere seslendiler. Pek çok felsefeci düşünür, din alimi ve bilim insanı ile birlikte, çok güzel atasözlerimiz ve özdeyişlerimiz var. Her biri birbirinden kıymetli ve açıkçası manalarını çok önemsiyorum. Hepsi bize ne yapmamız veya ne yapmamamız gerektiğine dair izler bıraktılar. Her biri, birbirinden değerli eserler ve sözlerle, bizlere rehber olan ayak izlerini bıraktılar.

Günümüz dünyasında her şey çok hızlandı, sonuç odaklı bir yaşam sürülüyor. O yüzden kendini mutlu etmek, diğer insanları mutlu etmek zorlaştı. Günümüz tüketim dünyasında, herkes mutluluğun peşinde düşmüş vaziyette. Şeyma Subaşı, kendi gözlemine dair; ‘’Sen pizza değilsin, herkesi mutlu edemezsin’’ demiş. Bu cümleyi neye istinaden söylediğine dair bir fikrim yok fakat çok güzel bir laf etmiş. Bu cümleyi alaya alanlar olsa da, üzerine düşününce bence çok manalı bir ifade olmuş. Kendi adıma, bu sözü sevdiğimi belirtmek isterim.

Kim ki bir yola çıkar da ayağının altına kırmızı halı serilir, başından aşağı gül yaprakları dökülür?

Yorgun Savaşçı isimli çok beğenilen sinema filmi, ülkemize ilk geldiğinde kabul görmemiş ve yayınlanmamış. Barış Manço’nun, hala günümüz çocuklarının söylediği; ‘’Arkadaşım Eşek’’ şarkısı, başlangıçta reddedilmiş ve ‘’Lambaya Püf De’’ şarkısı da dahil bir dönem tüm şarkıları yasaklanmış. Cem Karaca’nın şarkılarının hiç biri denetleme kurulundan geçmemiş.

Kant’ın ‘’Pratik Aklın Eleştirisi’’ isimli kitabı; haddinden fazla uzantıları, sıkıcı pasajları, anlamsız feryatları olan bir antoloji olduğu düşünülerek, ‘’Uğraşmaya bile değer bulunmaz’’ diye reddedilmiş.

Hayko Cepkin’in tiyatro oyunculuğu için yaptığı başvurusu reddedilmiş. O da müziğe yönelmiş ve tiyatrocu yanını müzik sahnesine katarak yol almış.

Einstein’ın başvurduğu Enstitü onu kabul etmemiş. Bugün andığımız, pek çok edebiyatçılarımızın kitapları yakılmış, yırtılmış, ancak bir yerlere sakladıkları kopyaları varsa, kitapları kurtulmuş ve düşünce suçlusu olarak ilan edilerek reddedilmişler.

Okan Bayülgen, hayatının iki buçuk yılında reddedildiği için işsiz kalmış. Bu sürecin etkisiyle
Kendisi dört ayrı işyerinin kurucusu olmuş.

Serdar Kuzuloğlu’nun hayat hikayesini biliyor musunuz? YouTube’da İTÜ 2019 Mezuniyet konuşmasını izlerseniz göreceksiniz. Hayatın içinde nasıl bir kenara atıldığını, bu konuşmasında anlatıyor. Bugün geldiği yeri göz önünde bulundurursak eğer, reddedilmelerin kişiyi nerelere taşıdığını rahatlıkla gözlemleyebiliriz. İçsel doyumunu yakalamış olmasının heyecanı ise izlerken insanın içine işliyor. Saygıyla dinlediğim, kendisinin yaşam hikayesinde, örnek alınacak pek çok hayat dersi var.

Bir anne çocuğuyla yaptığı bir sohbette, liseyi okumadığı için küçümsendiğini hisseder ve gidip açık liseye kaydolarak, eğitim hayatına devam eder. Oysa çocuğu ona kötü bir şey söylememiştir, annesi bunu küçümseme olarak algılar. O duygu, kendisini okumaya iter.

Kemal Sunal lise eğitimini on bir yılda tamamlamış, yetişkin olduğunda bu konu açılınca gülerek; ‘’Ne yapayım, okumayı çok seviyorum.’’ demiş. Gerçekte yaşadığı gibi bir film olan Hababam Sınıfında oynamıştı, Hababam Sınıfı film serisi bugün hala izleniyor.

Daha nice örnekler verilebilir, her insanın yaşamı hikayeler yumağıdır; bilim insanı, ünlü, ünsüz reddedilmeyen, hayatının bir yerinde yolu kapanmayan tek bir kişi yoktur. İnsan hikayeleri, hepimiz için yaşam yolumuzu aydınlatan bir rehber niteliğindedir.

Hatta bazen de, kişinin yapamayacağını düşündüğü iş vs teklifleri gelir, böyle durumlarda da kişi kendisi reddeder. Bir yanda reddedilir, bir yanda reddederiz. İkisi de özünde aynı şeydir. Ancak insanda benlik olduğu için, reddettikleri bir sorun teşkil etmez fakat reddedilmeleri anlam yüklediği için, acıya dönüşür. İşte o acı, kişiye yol aldıran bir rol teşkil etmektedir.

Sürekli sempatik olmak, sempatik görünmeye çalışmak, nabza göre şerbet vermek, hep kişinin kendisinden götürür ve sonucunda hiç kimseyi memnun edemez. Her birey, yaşadığı yapıcı ve olumlu eleştirileri ciddiye almalıdır fakat yıkıcı eleştiri dili, kendine inanan kişiler için bir etki yaratmaz. Henüz o güveni tam olarak hissedemeyen kişilerde ise büyük bir yıkıma sebebiyet verir. Her bir birey kendine inandığı zaman, herkes ondan vazgeçse bile, o kendisinden vazgeçmemeyi bilir.  Her insan reddedilir, hem de defalarca. Bunun sebebi; düşüncedeki ayrılıklar ve bilinç seviyesindeki farklılıklardan dolayı, anlatılmak istenenin anlaşılmaması veya öze odaklanılmamasıdır. Aslında reddedilmeye sebep olan; kişinin içinde, kendine karşı tam güveni hissetmediği ve aslında tam olarak hazır olmadığı için kendisini hapseden korkularıdır.

Bu reddedilmeler derinlerde kişiye çok şey katar. Neyi yapıp, neyi yapmayacağını anlar. Bir yerden sonra, yaşamın içindeki çarkın dişlisinin neresinde olduğunu, yani kendi durduğu yeri bilir. Her olumsuzluk sağlıklı bir zihinle değerlendirildiğinde, kazanımlarla dolu olduğu görülür ve öğreticidir. O yüzden, kim ki olumsuz bir eleştiriyle reddedilmişse bilmelidir ki, yoluna dikenler değil, güller dökülmüştür. Çünkü reddedilişler, kişilerin yaşantısında kamçılayıcı bir rol oynamaktadır. Ayrıca gittiği yolda; reddedilmesi nedeniyle oluşan yol ayrımlarıyla, hayat yolunun değişmesi, kendi yolunu bulması için önüne serilmiş, elmastan basamaklardır.

Belli bir bilince erdikten sonra, zihnin ve yaşamın işleyişini anlamış olan kişiler için güven ve inanç başlar. Onlar seyr-i seferin, gerçek anlamda bilincindedirler. İşte kişinin bilinci oraya vardığında, kişide eminlik başlar. O noktadan sonra, reddedilmelerin artık onun için bir önemi yoktur. İşte orası Şeyma Subaşı’nın da dediği gibi; ‘’Sen pizza değilsin, herkesi mutlu edemezsin’’ noktasıdır. Bu sözü çok sevdim, zaman zaman eğlenceli bir dille kullanmakta insana iyi geliyor. İnsanın bakış açısını değiştiriyor. Çünkü ne vermek istediğinin, bir yerden sonra önemi kalmıyor. Her kişinin algılaması, durumları yorumlaması farklı olduğu için kişiler anlatılanı değil, ancak kendi anladığını anlıyor. Tam da böyle durumlarda tatlı ve esprili bir dille bu söz araya giriyor. ‘’Sen pizza değilsin, herkesi mutlu edemezsin.’’ Ve kişi bu noktaya vardıktan sonra, engellere rağmen inandığı yolda devam eder. Sanırım burası, insanın iç ve dışının dengeye girdiği yer.

Hatta bazen yeri geldiğinde, bu sözü kendim için de kullanıyorum. ‘’Ben pizza değilim, herkesi mutlu edemem.’’ Bu söylemimin ardından gülümsüyorum. Tavsiye ediyorum, iyi geliyor. Gülümsemelerinizin bol olmasını diliyorum.



Bu yazı 27825 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI