Bugun...


KEMAL CANKAYA

facebook-paylas
KORONA GÜNLERİNDE VANDAL SİYASETİ!!!
Tarih: 13-05-2020 07:56:00 Güncelleme: 13-05-2020 07:56:00


Korona COVID 19 salgını ile başlayan süreçle birlikte ülkemizde siyaset dili ve söylemleri vandallaşmaya başladı.

CHP’li belediyelerin, salgın sürecinde vatandaşların mağdur olmaması için başlattığı bağış yardım kampanyaları sonrasında, iktidar cephesinde belediyelere yaptırım uygulanmaya başlandı.

Bağış ve yardım kampanyalarının hesaplarını bloke etmekle başlayan, aşevleri yardımlarına el koymaya, ücretsiz ekmek dağıtımını yasaklamaya varan insani olmayan üzücü uygulamalar, siyasetin gayri ahlaki yüzünü bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kullandığı siyaset dili, ürkütücü olduğu kadarıyla toplumun yaylarını da iyiden iyiye geriyor.

İktidarın küçük ortağı MHP aynı dili kullanarak, gündemde kalmaya gayret ediyor.

Tabi Erdoğan’ın kullandığı siyaset dilini modelleyen troller, yancılar, beslemeler, havuz medyası algı yönetmek için sosyal medyada, bulundukları mecralarda, üst perdeden CHP’liler olmak üzere toplumsal muhalefete ayar vermeye çalışıyorlar.

İktidar, pandemi salgınının yaşandığı günlerde, sözde birlik beraberlik mesajları verirken pratikte yaşanan tam bunun tersi oluyor.

Bir taraftan birlik beraberlik, diğer taraftan ötekileştirici, ayrıştırıcı, tehdit içeren vandalizme varan bir dil toplumun ruh sağlığını bozuyor.

Son bir haftadır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ulusala sesleniş adı altında yaptığı konuşması CHP’ye ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ve tehdit içeriyor.

Diğer taraftan, anayasal sınırlarını aşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın cuma hutbesinde yaptığı cinsiyetçi, ayrıştırıcı konuşması ile salgınların nedenini transseksüellere bağlamasının, bilimle akılla insanlıkla bağdaşır bir tarafı yoktur.

Erbaş’ın açıklamalarına Ankara Barosu ve İzmir Barosundan tepkiler geldi.

Erdoğan, Erbaşı savunmak için, çok ilginç tepki verdi.

“ Diyanete yönelik yapılan eleştiri, İslam’a yapılmıştır” dediğinde ilk aklıma gelen, biz şeriat düzenine geçtik de Ali Erbaş şeyhülislam oldu da, onun söyledikleri İslam’ın şartları olarak mı kabul görülüyor?

Erbaş’ın açıklamalarına bir destek de MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli’den geldi.

Bahçeli ne dedi? “ Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz”. Bunun üzerine CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, bu tarzda bir söylemin, geçmişte Sivas Madımak Otelini ateşe verip, 34 aydın sanatçıyı yakanların söylemi olduğunu, o dönemde Sivas’ta çıkan yerel gazetelerin bu sözleri manşetlerine taşıdığını söyleyerek Bahçeli’ye cevap verdi.

Tabi,  bunun üzerine MHP Bursa Milletvekili Genel Sekreteri İsmet Ataman, Özgür Özel’e tehditkâr bir cevapla karşılık verdi.

Ataman, “ Yeri geldiğinde ülkücü gençler sana haddini bildirir” dedi.

Böylesi bir siyaset dilindeki şiddetin toplumsal yaşama ne gibi kazancı olacak? Allah aşkına birileri bana açıklasın…

Dahası CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, yaptığı bir basın açıklamasında, AKP iktidarının seçimle veya başka bir yol ile gitmesi gerektiğini ifade etmiş, bu sözlere sosyal medya üzerinden anında tepkiler gelmeye başladı.

Kimileri, darbe çağrısı yaptığını ifade ettiğini düşünerek, sosyal ağlar üzerinden, biz hazırız derken, daha ileriye gidenler ise Canan Kaftancıoğlu’nu kast ederek, bunların kellesinin koparılma zamanı geldi diyerek tehdit içeren paylaşımlar yapıyorlar.

Siyasetin merkezinde bulunanların kullandığı dil de sokak dilinden farklı olmuyor.

AKP İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, ise mafyavari bir üslupla,” Haberin olsun  bu mevsim boğazın suları serin olur, yazın derin ” diyerek tehdit ediyor.

İktidarın CHP,  Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş takıntısının tam bir sosyopatlığa dönüştüğü aşikâr görünüyor.

Salgının yaşandığı günümüzde, siyasetin zehir zemberek dilindeki tehlikeli vandalca söylemler, Korona salgınından daha tehlikeli…

Salgını bir şekilde atlatacağız, bizi bekleyen en büyük tehlike ekonomik çöküntünün yaratacağı toplumsal bunalımın tahribatı.

CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici sürece ilişkin yaptığı ekonomi değerlendirmesinde, daha önceleri karakış ekonomisinden söz ederken, sürecin artık nükleer kış etkisi yaratacağı, bizi ve dünyayı  bu nükleer kış ekonomisinden yanıp kavrulacağımız bir ekonomik sürecin beklediğini ifade ediyor.

Söyleyeceğim o ki, böylesine agresif, tehditkar vandallığa varan söylemlerin topluma ve siyasete bir kazanımı yok.

Yaşadığımız sürecin 1929’da dünyada yaşanan ekonomik krizden daha da kötü olacağı yönünde çok sayıda öngörü var.

Eğer durum bu vahamete gelirse, bu çöküntünün altından kimse sağ çıkamaz, son pişmanlıklarda fayda etmez!!!

Büyük buhranlar, bunalımlar yaşanmadan, toplumun her katmanı söylemlerine dikkat etmelidir.

Hangi siyasi anlayışta, hangi inançta, düşüncede olursanız olun,  Hacı Bektaşi Veli Hünkar’ın dediği gibi; “Elinize, Belinize, Dilinize”  sahip olun….

Eğer bu tür agresif, rijit söylemlerle bir korku imparatorluğu yaratıp toplum teslim alınmak isteniyorsa, bu çabalar nafile çabalardır.

Tarih, korku imparatorluğu ile toplumu zaptı rap altına alanları, tarihin karanlığına gömmüştür!!!

Yakın tarihimizde bunun örnekleri çoktur….



Bu yazı 20785 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI