Bugun...


NURTEN ERTUL

facebook-paylas
KAMUOYUNUN DİKKATİNE…
Tarih: 10-08-2020 09:51:00 Güncelleme: 10-08-2020 09:51:00


Son yıllarda şahsımı, sosyal medya üzerinden hedef alan bir grup türedi. Bu grup, hayal dünyalarında yarattıkları iftiraları, itibarsızlaştırmaları ve her türlü gerçek dışı suçlamalarla hakaretleri alışkanlık haline getirmiştir. Bu grubun, en belirginleri ise adını asla anmak istemediğim kişilerin başında gelen Şerafettin Güç adlı amatör yazardır. Bundan sonra ki cümlelerde adını anmak istemediğim için “şahıs” rumuzunu kullanacağım.
Bu şahıs, sosyal medya ve değişik internet medyası üzerinden yaptığı tehdit, taciz , hakaret ile iftiralarına somut bir yenisini daha eklemiş. Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dahi bugüne değin hiç bir kimseye söyleyemediği bir yöntemle en temel kişilik haklarımı tehdit ederek, baskı altına almaya cüret etmiştir.
Bu şahıs tamamen gerçek dışı ve yasal bir dayanağı olmadan en temel özgürlüklerimi kısıtlamaya yönelik aşağıdaki yazıyı göndermiştir.
Bu yazı da aslında bu ülkede yaşayan, yazan, düşünen, ülkesine değer katmak için didinen herkesin ciddiye alması gereken şu konuları kapsamaktadır:
1-Bu şahıs, art niyetlidir. Kıskandığı için yazmış olduğum romanlarımın satışını durdurmamı, hatta sosyal medya hesaplarımı kapatmamı EMRETMEKTEDİR.
Böyle bir durum söz konusu bile olamaz. Bu şahıs ya da bu şahsın cesaret aldığı veya ortak hareket ettikleri kişiler tamamen bir bölgeyi kontrolleri altına almak isteyen demokrasiye, fikir özgürlüğüne, kişi hak ve özgürlüklerine tahammülleri olmadığı anlaşılmaktadır. Bu yüzden bu tip hezeyan ifadelerini bu ülkede yaşayan aklı başında hiç kimse ciddiye almaz. Ben de ciddiye almıyorum. Bu şeklide bir emir cümlesini bu ülkede ancak BAĞIMSIZ YARGI verir. Bu kişilerin şahsımı hedef alan bu ifadeleri kullanma cesaretini de nereden aldıklarını da doğrusu çok merak ediyorum.
2-Söz konusu şahıs diyor ki; “Karamanoğlu Beyi Nure Sofi Geçmişten Sırlarıyla Geldi” adıyla yayınlandığınız romanınızda bahsi geçen tarihi kimlik Nure Sofi benim şahsi patentli malımdır. Kullanamazsınız.
Burada da bu şahsın iyi niyetli olmadığı her halinde belli. Nure Sofi’yi marka tescili yapmak ardından da yaşamakta olduğu Karaman kenti başta olmak üzere bütün Türkiye’de herkes de baskı oluşturmak ve bu şekilde taciz etmek için nasıl bir ruh halinde olmak gerekir acaba? En başta şunu herkes çok iyi bilir: Bu ülkede tarihe mal olmuş isimler, yerler, konular kimsenin ticari ve şahsi malı olamaz. Bunlar devletin korumasındadır. Nure Sofi, bir mal mı dır? Ticari bir ürün müdür? Nure Sofi kimdir? Ne hakla tarihe mal olmuş büyük bir ismi kendi ticari malınız haline getirip ardından da sağa sola bu benim markam ve bunu kullanamazsınız diyebilirsiniz? KİMSİNİZ? Bu cüreti kimlerden alıyorsunuz? Kısaca devletimizin ilgili kurumlarının asıl sizlerden bu tarihi kimlikleri korumak için harekete geçmesi gerekiyor. Buradan da bütün yetkililerimize bu şahsın yaptığı bu tasarruf ve bundan sonra da yapabilecekleri hususunda çağrıda bulunuyorum. Geç olmadan bu tip gerçek dışı hezeyanlar içinde kıvranan şahıslara DUR denilmesi gerekiyor.
3-Amatör yazarın bir diğer iddiası: Bana romanı yazmam için bilgi vermiş.
Şahıs amatör yazar olması sebebiyle yazı ve yazı teknikleri konusunda anlatılan her bilimsel bilgiyi ret ediyor. Üstelik benim romanlarım bütün dünyada aynı tekniklerle yazılır. Romanlarımın kaynakçası, yapılan çalışmalar ve izlenen yol belirtilir. Bütün dünyada uygulanan teknikler ülkemizde de uygulanır. Ben de bu teknikleri uygulayarak romanlarımı yazarım. Üstelik önceki romanlarımda aynı tekniklerle yazılmıştır. Kaldı ki şahsın kitapları anlaşılamaz bir halde olduğu için diğer yazarların ve sohbet ettiğimiz isimlerin eserlerinden daha çok faydalandım. Yazar fizik öğretmenliğinden ayrılmadır. Kendisini yazar olarak tanıtıyor. Kendimi burada fizik öğretmenliğinden ayrılma birisiyle mukayese edecek değilim. Madem her amatöre yazar diyorsak o halde işin mutfağından yetişen olarak kısaca kendimden bahsedeyim:
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. 20 yıla yakın Günaydın, Sabah ve Bugün gazetelerinde muhabir olarak çalıştım. Bugün yayın hayatında olmayan Tempo dergisine haber yazdım. Prestij yayınlardan Kültür A.Ş.’nin çıkarttığı 1453 Dergisi’nin yayın kurulunda yer aldım. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi olup Ekonomi Basın Tarihi adlı prestij kitabın editörlüğünü üstlendim. Çeşitli yayınların da künyesinde editör olarak adım geçmektedir.
Üniversiteler arası düzenlenen genç gazeteciler yarışması Türkiye 3.’sü Türkiye Çevre Haberleri 2.’si , edebiyat dalında da Sarıyer Beyaz Martı Ödülü’nün sahibiyim.
Türk edebiyatında bir ilk olan Kapadokya bölgesinde Hıristiyanlarla Müslümanların hayatını anlatan Elveda Kapadokya – KİMLİK adlı ilk romanımı 2006 yılında yayınladım. Ardından Beyaz Zambak ve Miras ile Türk Edebiyatı’nda yine bir ilk olan Karamanoğlu Beyi Nure Sofi Geçmişten Sırlarıyla Geldi adlı romanımı da 2018 yılında yazdım ve Kültür Bakanlığımızın bir hak olarak sunduğu Yazar Yayıncı Sertifikasıyla yayınladım.
Romanlarımda fizik öğretmenliğinden ayrılma amatör yazar şahıstan iddia ettiği gibi faydalanmam söz konusu bile olamaz. Her yazarın ya da gazetecinin veya meslek grubunun birbiriyle bilgi alış verişi şeklinde görüşmelerimiz olmuştur. Çünkü kitaplarından hiçbir şey anlaşılmıyor. Ancak bilgileri doğrulamak için telefonla sormak zorunda kaldım birkaç sefer. Ayrıca Şikari'nin zaten tarihte var olan bir Karamannağme adlı eserini de kendinin yazdığını iddia edecek kadar da öz güven sahibi yazarımız. Nure Sofi tarihi bir isim herkes konusuna göre kapak adı olarak kullanabilir. Bunu kitap okumayı seven 7 yaşındaki çocuk dahi bilir.
Aslında bu bilgi alış verişleri sırasında kendisine benim Hiristiyan Türkler konusunda ve Karamanoğlulları’na farklı bakış getirmek açısından ciddi bilgi desteğim olmuştur. Tam tersi tecrübem ve bilgi birikimim konuyla ilgili göz önüne alındığında şahsa katkım olmuştur.
O halde gaye nedir? Bu şahıs tamamen art niyetli olarak konuyu, bölgeyi kendisine kilitleyerek yasalarımıza göre suç kabul edilen TEKEL oluşturma çabasında mı acaba? Bunun için de yıllardır şahsıma yönelik baskı ve tacizlerini sürdürmektedir. Bu açıklamayı da şahıs yıllardır tek taraflı olarak hakaretlerini, iftira ile tacizlerini sürdürdüğü için yapmaya mecbur oldum. Bu yüzden herkesten özür dilerim. Ülkemiz için kritik sayılan günlerdeyken üstelik...
Ancak bu tip şahıslara dur demediğimiz takdirde yarın hepimiz için çok geç olabilir. Çünkü bu tip şahıslar fikir özgürlüğüne, sanata, özgür düşünceye, yaratıcılığa kısaca insana da tarihe de doğaya da genellikle karşıdırlar. İRONİ BU YA SEVİYORmuş gibi yapmayı benimseyebilirler. Yarın bu şahsı örnek alıp Fatih Sultan Mehmet’i, Atatürk’ü, İsmet İnönü'yü , Necip Fazıl'ı, Necmettin Erbakan'ı hatta Recep Tayyip Erdoğan'ı vs. bütün devlet büyüklerini, tarihe mal olmuş isimleri marka olarak almaya kalktıklarında ve sağa sola da noterden yazılar gönderdiklerinde bu işin sonu tımarhanede biter. Çünkü aldıkları ve adlarına markalattıkları bu değerli tarihi şahıs isimlerini ne olarak kullanacaklar? Bu şahıslar kim ki devletin korumasında ki tarihi isimleri marka olarak almaya kalkıyorlar? Zaten devletimizin korumasında bütün tarihe mal olan isimler. Yarın bir gün bu değerli isimleri bu şahısların tuvalet kağıdı, peçete, mendil, pansiyon, çay, şeker , peynir ya da biber, soğan, patlıcan gibi ticari ürün markası olarak kullanmayacaklarının bir garantisi var mı?
Son olarak şunu söylemek istiyorum:
Bu şahıs sayfasında ve değişik internet medyasında gerçeklerle ilgisi olmayan iftiralarıyla adımı kullanmakta ve şahsi reklamını yapmaktadır. Hayatım boyunca bir araya gelmediğim, beni hiçbir şekilde tanımayan, hakkımda bir fikri olmayan hatta adımı bile ilk defa bu şahsın iftiralarıyla duyan bir kitle bu şahısla birlikte koro halinde küfre başlamaktalar. Özellikle hezeyanlar içinde kıvranan şahsın hakaretlerine tempo tutan buradan hem cinslerime sesleniyorum:
"Hanımlar tanımadığınız bir kadın için ağza alınmayacak küfürler eden erkekler topluluğuna alkış tutarken neyin hazzını yaşıyorsunuz? Benimle önceki hayatlarınızda ne yaşadınız? Siz kadın hemcinslerim hayatınızda hiç görmediğiniz bir gazeteci yazar kadına karşı kininizin kaynağı nedir? En az bu bey kadar sizler de bu davranışınızla ilginç ve incelemeye değersiniz. Bari kendinize saygı duyun ve kadına şiddete karşı olduğunuzu gösteren İstanbul Sözleşmesi gibi duyuruları sosyal medyalarınızda paylaşmayın. Şahsın yorumlarına verdiğiniz tepkiden anlaşılıyor ki erkeklerle birlikte sizler de kadının şiddete uğramasından keyf alıyor gibisiniz. Şahsıma yaptığınız hakaretlerin şiddetten bir farkı var mı? Bu beyin paylaşımlarına yazdıklarınızı bir kez daha okuyun bakalım."
Sonuç olarak: Tarihi kişiler devletin korumasında olduğu için bu şahsın noter yazısının hukuki olarak çok da bir anlamı yok. Ancak buradan devletimizin yetkilileri ile aklı başında her yurttaşımızı da göreve davet ediyorum. Nure Sofi ile Karamanoğulları ve bölgesi gibi kavramlar bu şahıs ya da şahışların elinde bir markaya dönüştü. Nure Sofi bir marka değildir. Tarihi bir şahsiyettir. Özellikle bu şahıstan ya da şahıslardan bu değerli tarihi isimlerin korunması gerekmektedir. Zaten Nure Sofi’de diğer önemli tarihi isimlerimiz de devletin korumasındadır. Bölgelerimizi de devletimizin kolluk güçleri, hukuk sistemi hiç kimsenin gözü arkada kalmayacak şekilde korumaktadır. Üstelik devletimiz bu isimler için MARKA tabirini de kullanmamaktadır.
Saygılarımla…
Nurten ERTUL
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu yazı 25804 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI