escort izmir

escort izmir

instagram Photo and Video Download

Bugun...


NURTEN ERTUL

facebook-paylas
NEDEN YILMAZ'IN ATATÜRK KİTABI ÇOK KÖTÜ?
Tarih: 28-01-2019 09:01:00 Güncelleme: 28-01-2019 09:01:00


Bugün tesadüfen Yılmaz'ın Atatürk ile ilgili kitabını şöyle bir inceledim: Dikkatimi çeken ve aynı zamanda da hem prestij olarak arşivine hem de kütüphaneleri için satın alan okuyucularına sormak istediğim konular şunlar:

1-Bütün kitap boyunca Atatürk için Mustafa Kemal ifadesinin kullanılması sizi hiç rahatsız etmiyor mu? "Ekmek parasını kazanan hatta kendisini Atatürk'ün mirasçısı sananlar bile Ata demedikten sonra başkaları niye desin ki ?" diye hiçbir düşünce usunuzda oluşmadı mı?

2-Yazı dilimizde kuraldır: Konuşmanın tersine bir edep ve nezaket vardır. Her ne kadar son yıllarda sokak ağzı çok revaçta da olsa da edebiyatımızda bu genel kuraldır. Yazı dili nezaket gerektirir. Kitap boyunca annesi için Zübeyde, babası için Ali Rıza, Atatürk'ün kendisi için de Mustafa Kemal denilmesi sizi hiç rahatsız etmedi mi? 
Kapı komşumuz için bile bizim kültürümüzde mutlaka hanım ya da bey veya efendi gibi ifadeler kullanılır.
En basiti şu sosyal medyada bile birbirimize doğrudan ilk adımızla mı hitap ediyoruz?

3-Kimi tanımlama ve tasvir gerektiren sahneler var. İlk dikkatimi çekenlerden birisi: Yunanıların işkenceleri anlatılıyor: Cümle Türk köylülerinin ölüm sahnesi: 
"Dana gibi debeleniyorlardı ölmeden önce." Hiç bunları okurken kendinizle ilgili kullanılan "Dana gibi debeleniyorlardı" ifadesi keyfiniz kaçırmadı mı? Hadi Yılmaz'ı geçtim. Bu yayınevinin editör kadrosu yok mu? Söylemediler mi? "ÖLMEDEN ÖNCE DANA GİBİ DEBELENİYORLARDI" ifadesini edebi bir dille tasvirleyin diyen de mi olmadı?

4-Kitap hazırlanırken bu hissediliyor. Atatürk insan haline getirmek istenmiş. Tabularından ve Put kıyafetlerinden çıkartılmak istenmiş. Fakat bunun için kullanılan dil yanlış. Sıfatlar onur kırıcı ve toplum nezdinde Atatürk ile ailesinin manevi şahsiyetini küçültücü bir noktada kabul edilebilir. 
Bunun için çok avam ve alt tabaka hatta argoya kaçan ifadeler kullanılmış. 
Atatürkle ilgili özel anılar çok sık kullanılmış. Daha önce hiç bir yerde okumadığımız, duymadığımız ve bilmediğimiz. En basiti: "Garsonlara bol bahşiş ver." İfadesi gibi . Bunların kaynağı nedir? Bu anıların doğruluğu ispatlı mı? Atatürk'ün işi gücü yoktu da garsonların çok dedikoducu olduğuyla mı ilgileniyordu: Bahşişin bol bırakılması tek derdi miydi? Keşke bu anıların dip not olarak kaynağı belirtilmış olsaydı.

Elbette bu bir ticaret. Para da sizin, keyf de sizin. İsterseniz 10 bin lira verin. Kimsenin umurunda olamaz. Fakat Atatürk yerine Mustafa Kemal, bey ya da hanım veya efendi yerine doğrudan ön adlarıyla aileden bahsediliyorsa, çok özel anılar kaynakça verilmeden yazılıyorsa, onur kırıcı ölüm şekilleri edebi bir dilden uzak ifade ediliyorsa o zaman Aziz Nesin'i anmamak elde değil.

Son bir hatırlatma: Uzun zamandır sosyal medyanın ve siyasi aktörlerin rahat tavırlarından dolayı pek çok temel kural değişmiş gibi görünebilir. 
Fakat Türk yazı dilinde temel bir kural vardır. Nezaket ve üsluba dikkat edilir. Hatta geçmişin en muhalif yazarları bile Osmanlı'yı hicvederken padişahlar ile eşlerinden ve annelerinden dikkat edin genellikle ön adlarını kullanarak bahsederler. Daima Padişah, Sadrazam, Paşa, Sultan, Haseki, Ana gibi sıfatları kullanmışlardır. 
Yılmaz'ın yaptığı gibi Mustafa, Zübeyde, Ali Rıza gibi sıfatlarını küçültücü ifadeler kullanmamışlardır. 
İlk dikkatimi çeken konular bunlar. Bunun dışında Yılmaz ile editörel bağımsızlığa aşırı müdahaleyi doğru bulmam. Fakat bunlar gördüğüm temel kural ihlalleridir.
Saygılarımla...



Bu yazı 306 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI